Gerede YeniGün Gazetesi
Gerede’mizin mahalli şiveleri
19 Ağustos 2013 21:15
Font1 Font2 Font3 Font4
Gerede’mizin mahalli şiveleri

A-

Afur: Hayvan Yemliği, Anınğ: Abisinin, Ağnamak: Anlamak, Ağnanmak: Eşeğin Sırt Üstü Debelenmesi.

B-

Bacomzu: Bacanın Üst Kısmı, Baynıtma: Geliştirme, Beçcal Etmek: Berbat Etme, Bıldır: Geçen Sene, Bınak: Bunamış, Bızağ: İneğin Yavrusu, Buydum: Çok Üşüdüm, Bisleğeç: Hamur Çevirici, Börtdümek: Pişirmek.

C-

Curu: Katı Değil, Cıvık, Sulu, Curuk: Hindi.

Ç-

Çakıvören Ha: Çakıveririm Ha, Çanğ Seheti: Çan Saati, Çon: Kalça, Çöküç: Çekiç.

D-

Depmük: Tepik, Tekme, Deyha: İşte Karşıda, Dranga: Sağlam, Sıhatli.

E-

Ecük: Azıcık, Eflendürük: Hot Oyunu, Ellehalim: Herhalde, Enük: Kedi, Köpek Yavrusu, Ermiyesice: İyi Gün Görme, Erük: Erik, Esgeri: Çivi, Everiverdile: Everdiler, Eyce: İyice, Eyevü: Kaburga Kısmı.

F-

Fışgı: Büyükbaş Hayvan Gübresi.

G-

Galan: Artık, Gayın: Kayınbirader, Gayınna: Kaynana, Gaykılagaldı: öldü, Gaynata: kayınbaba, Gayrık: artık, Gelmiymi Verüng: Gelmez Misin, Gelüken: Gelirken, Gıcıme: Çam Kozalağı, Gollaşmış: Birini Aleyhinde Doldurmuş, Gönenmeyipte Gönenmiyesice: İflah Olma, Güllep: Kapı Menteşesi, Güccücüğ Kene: küçücük iken.

H-

Hanay: Sofa (Hol), Hapahap: Yüzyüze, Hedi Bakın Bi: Haydi Bakalım Bir, Helke: Saplı Kova, Heregız: Küçük Kız, Hergil: Zahire Konulan Yer, Hiçossumuna: Hiç Boşuboşuna, Hora Geçti: Makbule Geçti, Beğenildi, Höccet: Çöreklenmiş.

I-

Iccacuğmuş: Sıcacıkmış, İduksuz: Aç Gözlü.

İ-

İliğen: Leyen.

K-

Kener: Kenar, Kömeç: Sıcak Külde Pişen Somun, Kömüş: Manda, Köğçü: Bahçe Kapısı Girişindeki Boşluk, Küyner: Köknar.

M-

Mayha: Panayır, Maşrapa: Sırlı Çinkodan Su İçme Kabı, Mele: Bilye, Melemet: Devrilmeye Hazır, Musga: Muska.

N-

Neçün: Ne İçin, Nemmenki: Ben Ne Bileyim Ki, Nesibetsüz: Münasebetsiz, Niypın: Ne Yapayım, Nipiyonğ: Ne Yapıyorsun.

Ö-

Öhtikar Olmak: Korumaya Almak, Ölegoyunca: Ölünce, Öz Sehet: O Saatte, Hemen, Oynıy-Oynıyve: Oynayıver.

P-

Pöstü: Pösteki.

S-

Salak: Koyun Ağılı, Seyirdive: Koşuver, Söbü: Oval.

Ş-

Şişegalasıca: Beddua Kelimesi, Şöyne Ağna: Şu Şekilde Anla, Şosa: Anayol.

U-

Upruk: İprik.

V-

Varusun: Varırsın.

Y-

Yalamuk: Çam Kabuğu Altındaki Sıvı. Yokardan Aşşağ: Yukarıdan Aşağıya Doğru.

Z-

Zembil: Sazdan Örülmüş, El Tutamaklı ve Sırtta Taşınmak İçin Kayışlı Sepet, Zırtıl: Yaramaz Çocuk.

Bir bayram hatırası              

09 Ağustos 2013 Ramazan Bayramı’nın ikinci gecesi, Atatürk Bulvarı’nda yürüyorum. Vasıta yolunda taksiden bir bayan indi ve başını kaldırıp apartman balkonuna baktı, balkondan birisi aşağıya şöyle seslendi: “Evde Misafir Va, Fazla Çeğzinmen (Fazla Oyalanmayın Manasında kullanılır)” Balkondaki sesin sahibini tanıdım, yakın arkadaşımdı. Aşağıdaki bayan da herhalde torunu oluyor ve bayram ziyaretine gidiyordu.

Gerede’miz şiveleri ile ilgili notumda bu sözümü unutmuştum, hemen not aldım.

Ne kadar güzel…

Öz be öz Gerede kokan…

Öz be öz bizden…

Öz be öz Gerede şivemiz…

Bu sözümüzü hatırlamamda bana yardımcı olan sevgili arkadaşıma binlerce teşekkürler…

Engel beyinde başlar beyinde biter!

Bazı insanlarımız doğuştan sakat olarak dünyaya gelir, bazıları ise sonradan sakat kalır. Kimisinin doğuştan gözleri görmez, kapalıdır onlara dünya pencereleri…

Kimisinin bir veya iki kolu veya bir belki de iki ayağı yoktur. Ne yaparsın, yüce Rabbimizin takdiri ilahisi bu şekilde tecelli etmiştir, takdirine isyan edemeyiz…

Yalnız yüce Rabbim, noksan bıraktığı o uzvun işlemlerini başka bir uzuvda fazlasıyla vermiştir o kuluna…

Gözleri görmez ama bizlerden daha çok dikkatlidir, “gönül gözü” bizlerden daha çok açıktır, mesleğinde kendi meslektaşları arasında çoğu zaman başarılı, çoğu zaman 1 numaradır.

Kolsuz kardeşlerim ayaklarını kullanır, kollarının yerine… Böyle insanlarımızı “engelli” olarak ifade etmek, çoğu zaman üzüntü verir bana…

Evet, doğrudur bu kardeşlerimiz bir veya iki uzuvlarından yoksundur ama azim ve gayretleri ile engellerini beyinlerinde bitirmişlerdir!

Bu kardeşlerimiz bizlerden daha çok dünyaya sarılırlar, çoğu zaman güler yüzlüdürler. Azimleri ile önlerindeki bütün engelleri her zaman yıkar geçerler…

Bazıları sanatkardır, mesleğinin zirvesindeki ustalardandır. Kimisi daha 5-6 yaşlarında bir küçük yavrumuzdur. Kolları olmadığından ağzına sıkıştırdığı fırçası ile gönlünden geçen o coşkuları tuvaline bir “şaheser” olarak resmeder, eseri milyon dolarlara satılır.

Kimisi sporcudur, yarışma ve olimpiyatlarda biz sağlamların dahi başaramadıklarını başarır, dünya rekorları kırar.

Bu durum onlara “Yüce Yaradan”ın bir lütfudur. Bazen düşünüyorum da; ‘bu insanların sarsılmaz azimlerini gördükçe aslında asıl engelli bizleriz’ diyorum, içimden!..

Böyle bir girişten sonra sizlere sizin de yakından tanımış olduğunuz bir esnafımızdan bahsedeceğim. Hacı Emin Efendi Caddesi 46 No’daki dükkanında köftecilik yapan Hüseyin Kalem’in bir kolu yoktur.

Hüseyin Kalem ile dükkanında sohbet ederken, bir ara kolunun hikayesini sorduğumda sanki o acı anı bir daha yaşadı, gözleri dolu dolu oldu ve şöyle anlatmaya başladı: “10 yaşıundaydım, köyümüzde çocuk arkadaşlarımla oyun oynarken ceviz ağacına çıktım, dalın üzerine basmak isterken ayağım kaydı ve yere düştüm. Sol kolum kırıldı, dayanılmaz bir acı ile kıvranırken tavsiye üzerine beni bir çıkıkçıya götürdüler. Çıkıkçı kırılan kolumu yanlış sarmış, kolum gittikçe morarmaya başladı sonra ise “kangren” oldu ve Ankara’da sonunda hastanede kolumu kestiler. O günden sonra tek kolla kalıp, hayatımın geri kalan kısmında tek kolla hayat mücadelesine mahkum olduğum fikrini kafama iyice soktum ve bu hakikati hiçbir zaman aklımdan çıkarmadan hayat mücadeleme büyük bir azimle devam ettim. 3 oğlum var birisi Ankara’da. Diğer iki oğlumla da dükkanımızda birlikte çalışıyoruz. Şu tek kolumla 3’ünü de evlendirdim, hiçbirini namerde muhtaç etmedim.”dedi.

Hüseyin Kalem, yaz mevsiminde oğulları ile birlikte Pazar günleri kömürünü koyduğu tezgahı ile Esentepe’de, şehrimiz futbol takımının maçlarının olduğu günlerde de Şehir Stadı’nda daima halkımızın hizmetindedir. O nefis ekmek arası köfteler Hüseyin Usta’nın sağlam olan elinin ürünüdür.

Hüseyin Ustamız, engeli beyninde bitirmiştir ve her doğan güne yeni bir heyecan ve yeni bir şevkle başlamıştır.

Kendisini onore etmek görevi bana düştüğüne inandığım için gazetemizdeki köşemde Hüseyin Kalem kardeşimizi sizlere anlatmaya çalıştım, Yüce Allah’tan kardeşimize ve ailesine huzur dolu bir hayat ve mutluluklar dilerim.

Koyunbaba

Koyun Baba, yaşadığı zamanın gönül erlerindendir. Bir iftiraya kurban gider, hakkında idam kararı çıkar. İdam için gelen askerlere; “Evlatlarım, benim kanıma bu devletin eli bulaşmasın. Benim yüzümden devletime ve milletime bir zarar gelmesin. Müsaade edin, canımı Yüce Yaradan’ıma kendim teslim edeyim.”der.

Secdeye kapanır, dua eder ve canını teslim eder. Vefat ettiği yere defin edilir. O günden sonra da insanlar, canını kendisinin teslim etmesi sebebiyle ona “Koyunbaba” ismini verirler. Türbesi Edirne ilindedir.

Gerede’mizin mahalli şiveleri Yazısına 1 Yorum Yapıldı

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa