Gerede YeniGün Gazetesi
İngilizler Abdülhamid’i neden sevmezdi?

Değerli Okuyucularım; günümüze ışık tutması bakımından aşağıdaki yazıyı Tarihçi Yazar Mustafa Armağan’dan alıntılıyorum.

“Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu geçenlerde çarpıcı bir açıklama yaptı: “Ortadoğu’nun, Kafkaslar’ın ve Balkanlar’ın en büyük ülkesiyiz, bu bölgede düzen kurucu ülke biz olmalıyız.” Bu sözler “birilerini” ürkütmüş olsa da Türkiye’nin kayıp misyonuna dönüşünü hatırlatan bir çıkıştı. Davutoğlu’nun komşularla iyi geçinme ve güç dengelerini kendi lehine kullanarak inisiyatif alma şeklinde basitleştirilebilecek ‘ritmik diplomasisi’, II. Abdülhamid’in denge oyunlarını hatırlattı. Abdülhamid 1880’lerin başından itibaren dizginleri Babıali’nin elinden alarak Yıldız’da yeni bir merkez kuracak, tabii İngiltere’nin uyarısı hemen yetişecektir. İngiliz büyükelçisi bir gün huzura çıkarak Sultan’a bir mesaj getirir. Mesajda Abdülhamid’e, amcası Abdülaziz ve ağabeyi Murad’ın başına gelenlerden ders çıkarması öğütleniyor, eğer bu kafayla giderse sonunun iyi olmayacağı ima ediliyordu. Zaten en zayıf anımızı kollayarak Kıbrıs’ı istemekle dost olmadığını göstermiş olan İngiltere, Abdülhamid için artık güvenilmez ama cepheden karşısına alınması da tehlikeli bir rakipti.

Sunacağım belge, İngiltere hakkında ne düşündüğünü göstermesi bakımından ilginçtir. Sadeleştirip kısaltarak aktarıyorum:

“İngiltere’nin, Allah korusun, Devlet-i Aliyye’yi bölüp “tavâif-i mülûk” (küçük devletler) şekline koymaya çalışmakta olduğu açıktır. Onu Arnavutluk, Ermenistan, Arap hükümeti ve “Türkistan” tabirleriyle “otonomi” (özerklik) değil, “anatomi” yapmak, yani parçalarına ayırmak istemektedir. Hilafeti de İstanbul’dan kendi kontrolündeki Cidde veya Mısır’a götürecek ve bütün müminleri istediği gibi yönetecektir. Yalnız şurasına teessüf olunur ki, Jöntürk tabir olunan birtakım “çapkın” takımından herifler, kendi el ve ayaklarıyla İngilizlerin maksadı uğruna gece gündüz çalışıyorlar.” (BOA, Yıldız Esas Evrakı, 9.2638.72.4)

Abdülhamid İngiltere’nin gerçek niyetlerini isabetle değerlendirmiştir. Peki ne yapacaktır? Bunu da şöyle açıklar:

“Bir hükümetin ve milletin ayakta kalması için birkaç şey lazımdır. 1) Din, 2) Eğitim, 3) Milliyet, 4) Sanayi ve zenginlik. Ne yazık ki, bilgisi tam olan adamlarımız pek azdır. Hâlbuki Hıristiyanlar bunların tamamına sahiptirler. Bunlar bizde yerleşinceye kadar Osmanlı Devleti’nin, İngiltere ve Rusya arasında bir yol ve politika izlemesi gereklidir.”

Abdülhamid’in “İngiltere ve Rusya arasındaki politika”sı şudur: Kuzeyimizdeki “Rus kapanı”na düşmeden Ruslarla iyi geçinmek; öte yandan İngiltere’nin çıkarlarını Rusya ile birleştirmesine mani olmak. İkisinin çıkarları çatışırsa yaşama şansımız artacak, diğer ülkelerle ilişkilerimizde elimiz rahatlayacaktır.”

Peki yukarıdaki bu yazıyı okuduktan sonra olayların gerçekleştiği o günden bugüne 100 yıl sonrasına bakalım İngiltere emellerini gerçekleştirmiş mi? Maalesef gerçekleştirmiş. Türkiye toprakları onlarca devlete bölünmüş. Küçük küçük devletler oluşturulmuş. Yani Sultanın korkuları gerçek olmuş.

“İngilizler Abdulhamid’i neden sevmezdi” konulu yazımız biraz daha devam edecek.

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa