Gerede YeniGün Gazetesi
Kaderin üzerinde kader vardır
21 Ağustos 2014 12:05
Font1 Font2 Font3 Font4
Kaderin üzerinde kader vardır

Değerli dostlar; derler ki; “insanlar plan yaparmış, kader onlara gülermiş”. Hepimizin hayatında bu sözü doğrulayacak anekdotlar mevcuttur. Bir plan yaparız o plan çok zaman “çarşıdaki hesaba uymaz” İnsan hayatının evrelerinde her zaman yaşadığımız durumlardır.

1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın hayatında da bu söz manidar biçimlerde tekrar tekrar vuku bulmuştur.

Aleyhinde yapılan birçok plana rağmen 20 yılın sonunda Çankaya’ya çıktı. Bugüne kadar 16 İmparatorluğumuzun olduğundan yola çıkarsak ilk defa Devlet Başkanımızı kendimiz seçtik. Demokratik teamüllere son derece uygun bir biçimde gerçekleşen seçimler ne Avrupa’ya ne Amerika’ya aksi yönde söz söyletecek, çamur atacak bir durum bırakmadı. Türk Milletinin özgür iradesi sandığa yansıdı ve Milli İrade tecelli etti. Ülkenin karışması, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına giden yolda bugüne kadar kurulan tuzaklara ve yapılan planlara bir göz atalım bakalım “kader” onlara nasıl gülmüş?

1991 genel seçimlerinde İstanbul’dan milletvekili adayı gösterildi. Seçilmesine karşın, tercihli oy sistemi nedeniyle mazbatası geri alındı. Bu süreci tersine çeviren ise 27 Mart 1994 yerel seçimleriydi. Erdoğan, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterildi. Yarışı kazandığında, 40 yaşında Türkiye’nin en büyük şehrini yönetmeye başlıyordu. Siirt’te okuduğu şiir sebebiyle mahkûm oldu. 24 Mart’ta Kırklareli Pınarhisar’daki cezaevine giderken, binlerce kişi tarafından uğurlanan Erdoğan için kalabalık “Bu şarkı burada bitmez” diyordu. Buna karşın, gazeteler, ‘Artık muhtar bile olamaz’ manşetleri attı. 24 Temmuz 1999’da tahliye olduğunda ‘Erdemliler Hareketi’ni başlattı. Abdullah Gül ve arkadaşlarıyla birlikte farklı bir yapılanmanın içine girdi. 14 Ağustos 2001 günü kurulan AK Parti, hem onun, hem Türkiye’nin kaderini yeniden çiziyordu. Gördüğü ilgi, 3 Kasım seçimlerinde sandığa yansıdı. Ancak, son dakika kararıyla milletvekili adaylığı düşürüldü. Seçime girmesi yasaklandı. Bu karar da Erdoğan’ın Genel Başkanı olduğu AK Parti’nin tek başına iktidar olmasının önüne geçemedi. “Bu, benim şahsi hikâyem olmaktan çıkmıştır. Artık bu hikâye milletimizin hak arama mücadelesidir” sözleri akıllara kazındı. AK Parti, seçimlerde Anadolu ihtilali yaptı.   Mevzuatta yapılan değişiklik sonrası 9 Mart 2003’te gerçekleştirilen Siirt yenileme seçiminde oyların yüzde 85’ini alarak Meclis’e girdi. 15 Mart 2003’te, 49 yaşındayken 59’uncu Hükümetin başbakanı olarak görevi Abdullah Gül’den devraldı. Ekonomik krizden çıkmaya çabalayan Türkiye, döneminde rekor üstüne rekorlar kırdı, reform süreçleri birbirini izledi. Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, sandık yarışlarında büyük başarı kazandı. Bugüne kadar yapılan 3 genel, 3 yerel seçim ve 2 referandumdaki oy oranları siyasi tarihe geçti. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde yüzde 34.5 oy oranıyla tek başına iktidar olan AK Parti, 22 Temmuz 2007’de yüzde 46.6 oya ulaştı. 12 Haziran 2012’de ise oran bu kez 49.8’di. Erdoğan, üç genel seçimde de oyunu artırmayı başardı. AK Parti, 28 Mart 2004 yerel seçiminde yüzde 40.2, 29 Mart 2009 yerel seçiminde yüzde 38.6 ve son olarak da 30 Mart 2014 tarihindeki yerel seçimlerden 45.5 oy aldı. 2007 ve 2010 referandumları sandık zaferlerini perçinledi. Ne e-bildiri ne Gezi ne de paralel yapı geri adım attırdı. Erdoğan, siyasi hayatı boyunca en büyük mücadelelerden birini ‘vesayet’e karşı verdi. Ergenekon, Balyoz gibi girişimler engellendi. Nisan 2007’de Cumhuriyet Mitingleri’yle başlayan, 27 Nisan’daki e-bildiriyle devam eden ve 367 kararıyla doruğa çıkan baskılara karşı duruş, Tayyip Erdoğan’ı halk nezdinde daha da büyüttü.

Bu süreçte AK Parti hakkında kapatma davası dahi açıldı. Ancak o girişim de başarıya ulaşmadı. 2013’ün yaz aylarında başlayan Gezi olayları süreci, 17 ve 25 Aralık’ta yolsuzluk iddiasıyla başlatılan hükümete darbe operasyonları, Erdoğan ve kurmaylarını yıldırmadı.

Belki de 2007 yılında hak ettiği Cumhurbaşkanlığı Makamını “kurulu düzenin” tuzaklarını boşa çıkarmak amacıyla “Cumhurbaşkanı adayımız Kardeşim Abdullah Gül” dedi. Sadece bu örnek bile makam ve koltuk tutkusunun olmadığını ülkenin selameti için koltuktan ve makamdan vazgeçebileceğini göstermesi bakımından büyük bir örnektir. Aleyhinde yapılan planları ve bunların karşılığında gerçekleşen olayları alt alta sıralamaya çalıştık.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reklamlarda kullanılan ve Sezai Karakoç’a ait Ey Sevgili şiirinden beş mısra ile yazımızı bitirelim.

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa