Gerede YeniGün Gazetesi
Gerede YeniGün Gazetesi
  • “İş bu hadde gelene kadar neredeydiniz?”
    “İş bu hadde gelene kadar neredeydiniz?̶
  • OSB’nin yeni başkanı Saraç oldu
    OSB’nin yeni başkanı Saraç oldu
  • İşte son durum!
    İşte son durum!
  • Kaldırımlar genişletiliyor, park sistemi sil baştan!
    Kaldırımlar genişletiliyor, park sistemi sil başta
  • 1 tane de şehirden görülebilecek şekilde yapılmalı
    1 tane de şehirden görülebilecek şekilde yapılmalı
  • Hiç değilse eleştirdiğimizin çeyreği kadar bir teşekkürü çok görmek ne kadar doğru?
    Hiç değilse eleştirdiğimizin çeyreği kadar bir teş
  • Arasta’da çalışmalar gün yüzüne çıkıyor
    Arasta’da çalışmalar gün yüzüne çıkıyor
  • Başkan pandemi, korona var demiyor
    Başkan pandemi, korona var demiyor
  • Ders zili miniklere çaldı
    Ders zili miniklere çaldı
  • YAZIKLAR OLSUN!
    YAZIKLAR OLSUN!
Lisanımızı saran hastalıklı rüzgâr
12 Kasım 2013 16:49
Font1 Font2 Font3 Font4
Lisanımızı saran hastalıklı rüzgâr

Değerli Okuyucular zor ve çetrefilli bir konuda yazıyor olmanın sıkıntısını yaşıyorum. Her alanda kendimiz olmaktan çıkıp farklı kimliklerle veya maskelerle yaşadığımız için ne nerede ne kadar hasar veriyor henüz anlayabilmiş değiliz. Yazdıkça farkına vardığım, düşündükçe derinlemesine farklı konularla karşılaştığım için gerçekten halimizin vahametini daha iyi anlıyorum. Bu haftaki yazımda da konuya örneklemelerle devam edeceğim.

Televizyondan ailemizin içine saldıran ve idol olarak sunulan şahısların giyim-kuşamları, konuşmaları ve yaşamları

Gençlerimizin kullandıkları garip cümleler

SMS lerde ve internette kullanılarak kuşa döndürülen kelime kısaltmaları

İnternet dünyasının sınırsızlığı ve emniyetsizliği

Dini Bayramların manevi havasının yerini tatil aracı olarak görülmesi

Küçüklerin büyüklerine saygısızlığı, büyüklerin küçüklere sevgisizliği

Komşuluk ilişkilerinin asgari düzeye inmesi

Paranın ve maddi değerlerin her şeyin önüne geçmesi

Dedikodu ve gıybetin çok yaygınlaşması

Dilde yozlaşmaya örnek olarak ise Bugün gazetesinin değerli yazarı Gültekin Avcı’ya ait şu cümleler ne kadar manidar:

“Benim hiç ‘olasılıklarım’ olmadı, ‘ihtimallerim’ oldu.

‘Olanaklara’ yabancıydım ‘imkânlara’ aşina.

Haksızlıklara ‘yanıt’ vermezdim ama ‘cevaplarım’ çetindi.

‘Duyumsayanlarla’ hemhal olamadım ama ‘hissedenlerle’ aynı yüreği taşıdım.

‘Ulusun’ değil ‘milletin’ özlem ve sevinçlerine teşneydim daima.

‘Anımsamak’ anırmanın tedaisiydi, ‘hatırlamak’ insaniyetin!

Hatalarımın ‘ayırdında’ değil daima ‘farkında’ olmak istedim.

‘Yargıçlardan’ değil ‘hâkimlerden’ adalet bekledim.

‘Nedenlerden’ çok ‘sebepleri’ tercih ettim.

Şeker Bayramları nasıldır, nerelerde yaşanır bilmem ama Ramazan Bayramı kültürümün güllerindendir.

“Tanrı’ya değil hep Allah’a inandım.”

Bunlar basit ve birbirinden kopuk gibi görünse de aslında birbirine sımsıkı bağlı konular. 100-200 kelime arasına sıkışan hayatımızın hiçbir yerinde derinlik, tefekkür olamaz. Sığ bir yaşamın parçalanmış hayatlarını kaderimiz gibi yaşamaya devam ederiz. Peki ne yapmalıyız öyleyse?

Bu sorunun cevabını önümüzdeki hafta vereceğiz İnşallah…

Lisanımızı saran hastalıklı rüzgâr Yazısına 1 Yorum Yapıldı

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ


Yukarı Geri Ana Sayfa